Yedikule, Elefterya, Langaza: Selanik’in Üç Yüzünde Üç Hayalet

Selanik’e “nereden başlayalım” derken kendime bir kural koymuştum: şehrin en uzak, en yüksek noktasından kendimi aşağı salıverecek, sonra düzlüğü aşıp kırsala çıkacaktım. Mantığı basit. Bir şehir dağdan denize nasıl yayıldıysa, tarihi de öyle katmanlanmıştır. Yukarıdan başlarsan en eski çağa dokunmuş olursun; aşağı indikçe yüzyıllar da aşağı akar; dışarı çıkınca bambaşka bir hikâye başlar.Üç durakta üç ruh hâli, üç farklı dönem, üç farklı Selanik ile karşılaştım. Hepsinde de beni bir hayalet bekliyordu. Ama her biri başka bir sürgünün, başka bir sessizliğin, başka bir nostaljinin hayaletiydi. İşte Selanik böyle bir yer. Hangi ruh hâliyle çıkarsanız karşınıza ona uygun bir tarih ve bir bugün çıkarıyor.Gelin, üç durakta üç Selanik’i anlatayım.




