Yaşam

Zihinsel Obezite: Bilgi Neden Eyleme Dönüşmüyor?

Bir önceki yazımda, yetişkinlikte öğrenmenin neden çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmadığına, bilgiyi eyleme dönüştürürken yaşadığımız o görünmez uçuruma değinmiştim. “Anlıyorum ama hayata geçiremiyorum” dediğimiz… O ilk anda anlamlı görünen bilgilerin gündelik hayatın hızı içinde nasıl kaybolduğunu konuşmuştuk. Yazıyı bitirirken, yetişkinler için öğrenmenin ne zaman gerçekten karşılık bulduğunu birlikte konuşmak üzere bir kapı aralamıştık.Bugünlerde belirli bir yaşın üzerindeki çoğu insandan benzer yakınmaları duyuyorum:“Okuduğum aklımda kalmıyor.”“Eskisi gibi öğrenemiyorum.”“Sanki her şey bir bulut gibi beynimin etrafında dönüyor ama bir türlü idrak edip uygulamaya geçemiyorum.”Hatta bu durum öyle bir noktaya ulaştı ki modern insan en ufak bir odaklanma sorununda, bir ismi hatırlayamadığında ya da okuduğu makaleyi ikinci kez başa sarmak zorunda kaldığında derin bir varoluşsal kaygıya kapılıyor:“Acaba demans başlangıcı mı yaşıyorum? Ya da beynim mi yaşlanıyor?”Oysa sorun çoğu zaman bizim kapasitemizde, isteğimizde ya da biyolojik bir yıkımda değil; çabamızın kendisinde de değil. Sorun, yetişkinlikte öğrenmenin ve o muazzam organın, yani beynin nasıl işlediğini yeterince düşünmemiş olmamızda. Üstelik bu kişisel yetersizlik hissi, günümüz kurumsal dünyasının parıltılı illüzyonlarıyla birleştiğinde iyice içinden çıkılmaz bir sarmala dönüşüyor.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu